2008 yilinda Almanya gezimde karsilastim ilk kez Jägermeister ile. Almaya'nin her yerinde, her markette, her alisveris merkezinde karsiniza cikan bir ickidir. İcinde 70 cesit bitki ve baharat bulunan Almanya' ya has bir likordur kendileri. Sisesi, rengi vs ilgimi cekmisti ilk ama tadina bakmamistim. Derken bir aksam arkadasim mutlaka tadina bakmam gerektigini soyledi, ya nefret edecektim ya da cok sevecektim. Enerji icecegi ile karistirarak onume koydu ickiyi. İlk etapta kokusu kotu geliyor, ama oyle on yargiyla yaklasmamak lazim. Ilk yudumu aldim ve ehhh fena degilmis dedim kendi kendime. Fakat zaman gectikte damagimda kalan tat o kadar guzellesti ki tarif etmem imkansiz. Bardaktaki icki bitmesin istedim. Uzun araliklarla ufak yudumlar almaya basladim. O tat damagimda surekli kalsin istedim. Yuzumdeki keyif dolu ifadeyi goren arkadasim siseyi onume koydu ve bir iki saate sisenin dibi gorundu. Boyle tanistim Jägermeister ile ve Istanbul'a cantamda 2 sise Jägermeister ile dondum. Su hayatta keyif alarak izledigim bir kac seyden biridir Jägermeister kahvesi ile Burn kirmizisinin karisma ani. Boyle kokteyl guzel ama bir an once kafayi bulmak istersen shot atmak daha da guzel, hem daha uzun sure bu enfes tadi damaginda hissetmis oluyorsun.
Serzenis: Avrupada 10 £ olan sey burda neden 70 kusur tl. size sorarim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder