9 Şubat 2011 Çarşamba

bu bir ozlem yazisidir

bir kac yil oncesine kadar besiktas sahilde kohne, salas mi salas, cayi bayat, zehir gibi bir cayci vardi. ufak tahtadan masalar, eskimis tabureler.. bogazin dalgali oldugu gunlerde kenarda ya da kenarin yakinlarinda oturuyorsaniz bogazin serin sulariyla bastan asagiya islanmaniz muhtemeldi. defalarca dalgalardan kacmak icin  arkalardaki insanlarin ustune atlamisligim vardir. gokyuzunu martilar, suyu denizanalari mesken tutardi, insanlara da tabureler kalirdi. okuldan cikar, barbaros yokusunu iner solugu caycida alirdik arkadaslarla. saatlerce oturur, muhabbet eder, cene calardik. cogu zaman da yalniz giderdim oraya. bi gun devre teorisi finaline siktiri cekip kosa kosa cayciya gitmistim. zamanin nasil gectigini anlamadan  5 saat boyunca oturmusum. orada sevinir, orada dertlenir, orada konusurdum kendimle. mutlu olurdum cogu zaman orda. tek basimayken mutlu oldugum cok keyif aldigim 2 yer vardi su koca istanbulda. biri cayci, digeri de yesilcam sinemasi. kaldirdilar cayciyi o guzelim sahilden. yerine cok luks, cok modern bir otel yapiyorlarmis. haksizlik  ama degil mi?

1 yorum:

  1. Haksızlık...
    ne de güzel tanımlamışsın orayı. aynen öyleydi, evet. ve ben de özlemekteyim orayı.

    YanıtlaSil