16 Ağustos 2011 Salı

"Halbuki o hic de fevkalade bir adam degildi. Hatta pek alelade, hicbir hususiyeti olmayan, her gun etrafimizda yuzlercesini gorup de bakmadan gectigimiz insanlardan biriydi. Hayatinin bildigimiz ve bilmedigimiz taraflarinda, insana merak verecek bir cihet olmadigi muhakkakti. Boyle kimseleri gordugumuz zaman cok kere kendi kendimize sorariz: “Acaba bunlar neden yasiyorlar? Yasamakta ne buluyorlar? Hangi mantik, hangi hikmet bunlarin yeryuzunde dolasip nefes almalarini emrediyor?” Fakat bunu dusunurken yalniz o adamlarin dislarina bakariz; onlarin da birer kafalari, bunun icinde, isteseler de istemeseler de islemeye mahkum birer dimaglari bulundugunu, bunun neticesi olarak kendilerine gore bir ic alemleri olacagini hic aklimiza getirmeyiz. Bu alemin tezahurlerini disari vermediklerine bakip onlarin manen yasamadiklarina hukmedecek yerde, en basit bir beser tecessusu ile, bu mechul alemi merak etsek, belki hic ummadigimiz seyler gormemiz, beklemedigimiz zenginliklerle karsilasmamiz mumkun olur. Fakat insanlar nedense daha ziyade, ne bulacaklarini tahmin ettikleri seyleri arastirmayi tercih ediyorlar. Dibinde ejderhanin yasadigi bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne oldugu hic bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gosterecek bir insan bulmaktan daha kolaydir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder