"butun devrelerin birbirine girdigi bir dunya zamaniydi, viraneydi zahir. bizi ilmek ilmek sokmuslerdi, hicbir sey soktukleri yerde degildi.
...
sana gelmek icin dogruldum ama olmuyor. ben bu nezaketle ve boynumda yarali iki salyangozla ancak durabiliyorum. boluk porcuk bir cumle hatirliyorum ama hatirladigim da hatirlamak olmayabilir!
inceligim, dal gibiligim, ellerim... insanin hayatla kurdugu iliski en cok ellerinden okunurmus. ellerimden okunuyor: sakin, zarif, yavas, kuru. usul usul saca, yapraga, suya, kapiya degiyor. usulca gunu geceye, geceyi gune ceviriyor. ellerim, hayata karsi yeni bir merhamet.
...
ask ve maraz, ihanet ve yara, omur ve hafiza; dunyada bulunmanin bahaneleri, dunyada bulunmanin halleridir. iste bunlar ustune dusunuyorum, kac zamandir, burada, bu dingin bahcede, bu sessiz odalarda. sana gelmek icin agrimi uyandirmaya calistim ama olmuyor. mayalanmis o, mantarlanmis, beni bilmiyor. cok zamandir bunlar: sessiz ayaklarim, sessiz konusmalarim, sessizlikten neredeyse unuttugum nefeslerim, ic cekislerim. ellerim, cicekler, bahce.
...
alttan, yan bahceden terasa dek uzamis ve terasin arka yuzunu neredeyse tamamen kaplamis bir sarmasik gul agaci. kendi haline birakilmis, budanmamaktan kâh alip basini gitmis, kâh kalivermis. govdesinin bazi dallarini unutmus, kurumus.. bazi dallari arsizca sarmis etrafini. ustunde pitrak gibi acan beyaz katmer guller... burasi kapali bir yer: gullerin ustune bu yagmur nereden yagiyor?
...
unutmakla unutmamak arasina gerili o sirat koprusunden geciyordum. karsimda iki esek: "sen yana ben yana". duruyor. "ikimizin resmini cikartmislar yan yana". hey, doktor! ruhumdaki kadim yirtik hâlâ yerinde mi? karanlik ve icerlek bir cumbus o, doktor! dik onu doktor. hey,"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder